ULAŞIMDA NET SIFIR EMİSYON

Net Sıfır Emisyon, atmosfere salınan sera gazı miktarının, karbon dengeleme ve emisyon azaltma yöntemleri ile dengelenerek sıfırlanmasıdır. Dolayısıyla, doğrudan salımların tamamen ortadan kaldırılması değil, salınan karbondioksidin dengeye getirilmesi anlamına gelir.
Bu nedenle “sıfır” değil “net sıfır” olarak ifade edilmektedir. Ulaşım sektörü sera gazı emisyonlarında önemli bir paya sahip olması nedeniyle bu alanda atılacak adımlar net sıfır emisyon hedeflerine büyük katkı sağlayacaktır.
Ayrıca, ulaşım sektörü karbon salımı azaltımı ve yeşil dönüşüm odağında en hızlı ve etkili çözümler getirecek alanlardan biridir. Sıfır emisyonlu araçların (elektrikli, hidrojen vb.) yaygınlaştırılması, toplu taşıma sistemleri ve aktif hareketlilik modlarının teşviki, yenilenebilir enerji kullanımı vb. stratejiler ulaşımda emisyonları azaltmada etkili yollar arasındadır.
Bu nedenle “sıfır” değil “net sıfır” olarak ifade edilmektedir. Ulaşım sektörü sera gazı emisyonlarında önemli bir paya sahip olması nedeniyle bu alanda atılacak adımlar net sıfır emisyon hedeflerine büyük katkı sağlayacaktır.
Ayrıca, ulaşım sektörü karbon salımı azaltımı ve yeşil dönüşüm odağında en hızlı ve etkili çözümler getirecek alanlardan biridir. Sıfır emisyonlu araçların (elektrikli, hidrojen vb.) yaygınlaştırılması, toplu taşıma sistemleri ve aktif hareketlilik modlarının teşviki, yenilenebilir enerji kullanımı vb. stratejiler ulaşımda emisyonları azaltmada etkili yollar arasındadır.

2015’te kabul edilen Paris Anlaşması, küresel sıcaklık artışını sanayi öncesi seviyelere göre 2 derecenin altında, mümkünse 1,5 dereceyle sınırlamayı hedefliyor.
Peki, neden 1,5 derece?
Bilimsel araştırmalar (IPCC), 2 dereceyi aşan bir ısınmanın, deniz seviyelerinin yükselmesi, şiddetli hava olayları ve biyoçeşitlilik kaybı gibi geri dönülemez etkiler yaratacağını öngörüyor. 1.5°C’lik sıcaklık artışı, dünya genelinde iklim felaketlerinin, ekosistem tahribatının ve doğal afetlerin önlenmesi için belirlenen maksimum sınırdır. 1,5 derece sınırını aşmadan denge sağlamak, riskleri azaltmada kritik bir önemdir.
Peki, neden 1,5 derece?
Bilimsel araştırmalar (IPCC), 2 dereceyi aşan bir ısınmanın, deniz seviyelerinin yükselmesi, şiddetli hava olayları ve biyoçeşitlilik kaybı gibi geri dönülemez etkiler yaratacağını öngörüyor. 1.5°C’lik sıcaklık artışı, dünya genelinde iklim felaketlerinin, ekosistem tahribatının ve doğal afetlerin önlenmesi için belirlenen maksimum sınırdır. 1,5 derece sınırını aşmadan denge sağlamak, riskleri azaltmada kritik bir önemdir.

Paris Anlaşması, iklim değişikliğiyle mücadele amacıyla 2015 yılında imzalanmış küresel bir anlaşmadır. Temel hedefi, insan kaynaklı sera gazı emisyonlarını azaltarak, küresel sıcaklık artışını sanayileşme öncesi seviyelere göre 2°C altında tutmak ve mümkünse 1,5 °C sınırlandırmaktır.
Bu anlaşma, tüm ülkelerin “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler” ilkesiyle iklim değişikliğine karşı katkıda bulunmalarını hedefler.Ulaşım sektörü, küresel karbon emisyonlarının önemli bir bölümünü oluşturur ve bu oran giderek artmaktadır.
Bu nedenle ulaşım sektörü, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmada kritik bir rol oynamaktadır.
Paris Anlaşmasını okumak için tıklayınız.
Bu anlaşma, tüm ülkelerin “ortak fakat farklılaştırılmış sorumluluklar ve göreceli kabiliyetler” ilkesiyle iklim değişikliğine karşı katkıda bulunmalarını hedefler.Ulaşım sektörü, küresel karbon emisyonlarının önemli bir bölümünü oluşturur ve bu oran giderek artmaktadır.
Bu nedenle ulaşım sektörü, Paris Anlaşması hedeflerine ulaşmada kritik bir rol oynamaktadır.
Paris Anlaşmasını okumak için tıklayınız.



